6 Haziran 2020 Cumartesi   

 Gündem

 Bu Hafta

 Kitaplar

Özgeçmiş

Yazı Arşivi

Fotoğraflar

Sık Sorulan Sorular

 
 Hulki Cevizoglu Yazilar

23 Mart 2020 Pazartesi
Ceviz Kabuğu

BİR SALGININ TOPLUMSAL VE RUHSAL BOYUTLARI

Kentte endişe doruğa ulaşıyordu.

Önlemler çok ciddi değildi ve kamuoyunu telaşlandırmamaya özen gösterildiği belliydi.

*

Kökten önlemler isteniyor, yetkililer suçlanıyor ve deniz kıyısında evi olanlar oralara çekilmekten söz ediyordu.

*

(Daha sonra) Hastaların zorunlu bildirimi ve tecridi sıkı tutuldu. Hastaların evleri kapatılacak ve dezenfekte edilecek, yakınları bir önlem karantinasına alınacak, gömme işlemleri ileride belirlenecek koşullar altında belediye tarafından yapılacaktı.

*

Kent kapatıldı.

Hastalığın beklenmeyen istilasının ilk etkisi, yurttaşlarımızı, sanki bireysel duyguları yokmuşçasına davranmaya itmesiydi denilebilir.

*

Telgraflar bizim tek kaynağımız olarak kaldı.

Akıl, yürek ve tenle birbirine bağlanan varlıklar,
on sözcüklük bir telgrafın büyük harflerinde o eski birlikteliğin işaretlerini arayacak hale geldiler.

Ve bir telgrafta kullanılabilecek kalıplar çabuk tüketildiğinden uzun, ortak yaşamlar ya da acılı tutkular çok geçmeden, “İyiyim. Seni düşünüyorum. Sevgiler” türünden belli aralıklarla yinelenen hazır kalıplarla özetlenir oldu.

*

Eşlerine büyük güven duyan kocalar ve sevgililer birden kıskançlaşıyordu. Aşk konusunda kendilerini hercai sanan erkekler sadakate dönüyorlardı.

*

Neredeyse yüzüne bakmadan annelerinin yanında yaşamış olan erkek evlatları,
şimdi anılarda peşini bırakmayan bu yüzdeki bir kırışık, tasa ve üzüntüye boğuyordu.

*

Gerçekte iki kez acı çekiyorduk; öncelikle kendi acımızı, sonra da burada olmayanların, oğul, eş ya da sevgilinin çektiğini düşündüğümüz acıyı.

*

Böylece herkes günü gününe ve gökyüzüne karşı yapayalnız yaşamayı kabul etmek zorunda kaldı.

Bu genel terk edilmişlik duygusu uzun vadede kişilikleri sağlamlaştırabilecekken değersiz kılmaya başlamıştı.

*

İç sıkıntıları ne denli acı verse de, şu boş yüreği taşımak ne denli güç olsa da, vebanın ilk döneminde bu sürgün edilmiş insanların ayrıcalıklı olduğu söylenebilir.

*

Genel yıkılmışlık duygusu içinde aşkın bencilliği onları koruyordu ve vebayı ancak ayrılıklarının sonsuza kadar uzaması tehlikesi çerçevesinde düşünüyorlardı.

*

Yurttaşlarımızın başlarına geleni anlamakta güçlük çektikleri görülüyordu.

Ayrılık ya da korku gibi ortak duygular vardı; ancak bir yandan da kişisel uğraşlara öncelik tanımayı sürdürüyorlardı.

Kimse hastalığı gerçekten kabullenmemişti henüz.

*

Çoğu alışkanlıklarını engelleyen ya da çıkarlarına uyan şeylere karşı özellikle duyarlıydı.

Bu durumdan dolayı sıkılmış ve sinirliydiler ve bunlar vebaya karşılık
verebilecek duygular değildi.

*

Yurttaşlarımız yola gelmişti, uyum sağlamışlardı, öyle denir ya, çünkü başka türlü yapacak bir şey yoktu.

Doğal olarak talihsizlik ve acının getirdiği bir tutum içindeydiler, ama bıçağın sivri ucunu artık hissetmiyorlardı.

*

Doktor Rieux talihsizliğin asıl bu olduğunu, umutsuzluğa alışmanın umutsuzluktan beter olduğunu düşünüyordu.

*

Belleksiz ve umutsuzşimdiki zamanın içinde yerlerini alıyorlardı.

*
Veba, sevme gücünü ve hatta dostluk duygusunu herkesin elinden almıştı.

*

İstanbul’un fethinden tam 100 yıl önce, ortaçağda, Avrupa’da “kara ölüm” denen veba salgını çıktı.

Albert Camus’nun “Veba” adlı romanı o dönemi tüm yönleriyle (hastalık, toplumsal ilişkiler, psikoloji ve yönetim) müthiş biçimde anlatmıştır.

Ben, birçok yayınevi tarafından basılan eserin Can Yayınları baskısını (çeviren: Nedret Tanyolaç Öztokat) esas alarak, bir salgının toplumsal ve ruhsal boyutlarından örnekler vermeye çalıştım.

*

Koronavirüs salgının bir an önce önlenmesi dileğiyle sağlıklı ve huzurlu günler diliyorum.

(Yeniçağ, 23.03.2020, pt.)

   
Arkadasima Gonder  Yazdir
 Puanla :
 Puan Durum :
  Düşünce / Yorum
Henüz gönderilmiş Yorum / Düşünce kaydı yoktur.
Düşünce / Yorum Yaz
  Diger Yazilari (Son 15 Yazi)
 31.05.2020 MUSTAFA KEMAL’İN ÇEKTİĞİ ACI
 17.05.2020 “PAŞA, PAŞA.. DEVLETİ KURTARABİLİRSİN!”
 03.05.2020 DENİZLER
 26.04.2020 “VİCDANSIZ BİR NESNE”® OLARAK İNSAN
 19.04.2020 “TIKAYICI BİR SORU”®
 06.04.2020 BÜYÜSÜ BOZULAN DÜNYA
 30.03.2020 Kültürel Irkçılık: YAŞ AYRIMCILIĞI
 28.03.2020 “Demo-faşist”® BİR VİRÜSÜN SİYASAL YAPISI
 15.03.2020 RİSK TOPLUMU ve “ÜRETİLEN ANKSİYETE”®
 14.03.2020 Toplumsal Paniğe Karşı “ETİK SUǔ ve “AN-ETİK CEZA”®
 09.03.2020 ŞAH DA PİYON DA AYNI KUTUYA...
 07.03.2020 TEKSAS VE TOMMİKS’İN RAKİBİ KARAOĞLAN
 02.03.2020 ŞEHİTLERİMİZ HAK ETMEDİ Mİ?
 01.03.2020 Gerçeklerin Yok Edilmesi: POST-TRUTH ÇAĞI
 23.02.2020 ACILAR SOSYOLOJİSİ
  17.04.2020 23:39:00
yusuf İNAN
SAYIN VEKİLİM ZEYNEL EMRE BEY KADINA YÖNELİK ŞİDDETİN ART...

15.04.2020 13:42:00
Sibel gunaydın
Hulki Bey merhaba, endüstri devrimi ile beraber oluşan iş...

14.04.2020 23:16:00
İsmail Demirtaş
Sayın Hocam Merhaba 1996-1997-1998 Yıllarında (yılını ta...

10.04.2020 23:53:00
Hikmet Kul
Sosyal mesafe ve bireysel izolasyon diye haftalardır bağı...

08.02.2020 14:08:00
Kenan Koraltan
Sevgili Cevizoğlu eski Cumhuriyet dönemi denizcilik bakan...

08.02.2020 01:04:00
Muzaffer BAŞ
Merhaba. Belki ben yeterince takipçi olamadım ama progra...

08.02.2020 00:51:00
İsim vermek istemiyorum
Hulki bey, cockpltte kuleyle konuşan kaptan ise uçağı uçu...

08.02.2020 00:47:00
İlker Keskin
Programı ilgiyle izliyorum. Övgün Ahmet hocama Jeofizik m...

08.02.2020 00:41:00
seyfettin sönmez
Sayın Hulki Cevizoğlu, Uçak kazası ile ilgili olarak b...

08.02.2020 00:34:00
HAKKI YALCIN
Kusura bakmayın, tweet atamadım. Youtube ve benzeri sitel...

 
 Site Ici Hizli Arama
 

  İletişim Kulübü
E-Posta :
Şifre :
    Beni Hatırla
   

  Yeni Kayıt  Şifremi Unuttum

 
Gizlilik SözleşmesiTelif Bilgisi
Son Güncelleme : 6 Haziran 2020 Cumartesi
Tüm Hakları Ceviz Kabuğu'na aittir 1994-2020 © İzinsiz alıntı yapılamaz.
Tasarım & Kod : GDTC