9 Temmuz 2020 Perşembe   

 Gündem

 Bu Hafta

 Kitaplar

Özgeçmiş

Yazı Arşivi

Fotoğraflar

Sık Sorulan Sorular

 
 Hulki Cevizoglu Yazilar

17 Mayıs 2020 Pazar
Ceviz Kabuğu

“PAŞA, PAŞA.. DEVLETİ KURTARABİLİRSİN!”

Tam 101 yıl önceydi.
*
Mustafa Kemal, Samsun’a hareket etmeden önce, veda ziyaretlerinde bulundu. Yeni Genelkurmay Başkanı Cevdet Paşa, eski başkan Fevzi Paşa, bakanlar (nazırlar) ve Padişah Vahidettin ile görüştü. Görüşmeler sürerken, Bandırma Vapuru’nda son hazırlıklar yapılıyordu.
*
Mustafa Kemal görüşmeler öncesi Milli Savunma Bakanını (Harbiye Nazırını), İçişleri Bakanını (Dâhiliye Nazırını) ve Başbakanı (Sadrazamı) aramış, hiçbirini makamında bulamamıştı. Hepsi “toplantıda”(!) olduğunu söylemişti. Mustafa Kemal bunun üzerine, randevusuz biçimde Babıâli’ye gitti.
*
Şehrin durumu çok hüzün vericiydi. İşgal kuvvetlerinin donanmaları limanı “çelik ormanı” gibi sarmıştı. Köhne bir motorla Haydarpaşa’dan İstanbul’a geçerken bir süre dalgın ve nemli gözlerle, heybetli düşman zırhlılarını seyretmiş, sonra yaverine (Cevat Abbas Gürer’e) dönüp:

“G e l d i k l e r i g i b i g i d e c e k l e r d i r !” demişti.
*
“İstanbul sokakları, düşman askerleri ile dolu. Boğaziçi, toplarını sağa-sola çeviren düşman zırhlıları ile örtülü. Denizin mavi suları görünmüyor âdeta. Birçok duygulu İstanbullu, ancak ekmek ve yiyecek almak için evlerinden çıkıyorlar. Yolda hakarete uğramamak için ezilip, büzülerek yürüyorlar.. Koskoca İstanbul, yüzbinlerce insanı ile, sesi kısılmış bir halde...”

Bu söz üzerine “derin elem ve ümitsizliğini derhal unutan” yaveri Cevat Abbas Gürer,

“Size nasip olacak, siz bunları kovacaksınız Paşam” dedi.
*
Başbakanlık özel kaleminde beklemeye alınan Çanakkale Kahramanının geldiğini duyan diğer bakanlar da (nazırlar), salona üşüştüler.
Kötü haberi Mehmet Ali Bey verdi:
“Allah, Allah!.. Ne küstahlık? Duydunuz mu efendim, Yunanlılar İzmir’e çıkıyor!..”
Donanma Bakanı (Bahriye Nazırı) başını sallayarak, işgal haberini onayladı.
Mustafa Kemal ise, onların şaşkınlıklarına katılmış göründü:
“Ya.. Bu da mı oldu?”
İçinden başka düşünceler geçiyordu.
Bunların olacağını çok söyledim ama, kimseye anlatamadım!.
*
Daha sonra, yakınlarına bu durumu şöyle anlatacaktı:
“Nazırların telâşı karşısında ağlamak mı, gülmek mi lâzımdı? Kendimi tutuyordum. Fakat bu emrivaki karşısında ben, ‘Allah, Allah’ demekten başka bir şey düşünemeyen bu nazırlara ibretle bakıyordum.”

Mustafa Kemal sakinliğini bozmamaya özen göstererek,
“Ne yapmayı düşünüyorsunuz?” diye sordu.
“Protesto edeceğiz!”
“Bu lâzımdır, doğrudur. Ancak böyle bir protesto ile Yunanlılar’ın İzmir’den geri çekileceğine ya da İngilizler’in onları geri çekeceğine ihtimal veriyor musunuz?”
Çaresizlik içinde Mustafa Kemal’in yüzüne baktılar:
*
“Fakat başka ne yapabiliriz?..”
“Belki de daha kesin önlemler düşünülebilir.”
“Meselâ ne gibi?”
Yunan işgalini şaşkınlık içinde heyete duyuran Mehmet Ali Bey, söze girdi. “Düşmanın merhametine” sığınmaktan yanaydı:
“Öyle hareketlere kalkarsak bize ne yaparlar, bilir misiniz?”
*
Samsun’a gitmeye hazırlanan Kemal Paşa dışında herkes perişanlık içindeydi, daha uzun konuşmanın kimseye yararı olmayacaktı. Ne Damat Ferit Paşa Hükümeti’nin, ne de Mustafa Kemal’in düşünceleri değişmeyecekti.

VAHİDETTİN İLE ATATÜRK’ÜN GÖRÜŞMESİ

Mustafa Kemal, son ziyaretini Padişah Vahidettin’e yaptı. Yıldız Sarayı’nın ufak bir salonunda Padişah’la adeta diz dize denecek kadar yakın oturdular.

Vahidettin’in sağında, dirseğini dayadığı bir masa ve üstünde de bir tarih kitabı vardı. Oturdukları yerden, başlarını hafifçe sağa çevirdiklerinde, Boğaz’da demirlemiş ve toplarını Yıldız Sarayı’na doğrultmuş, birbirine paralel düşman zırhlılarını görüyorlardı!..
*
Padişah, Mustafa Kemal’in hiç unutamayacağı şu sözlerle konuşmaya başladı:
“Paşa, Paşa.. Şimdiye kadar devlete çok hizmet ettin.”

Vahidettin, masanın üzerindeki tarih kitabına elini basmıştı:
“Bunların hepsi artık bu kitaba girmiştir. Tarihe geçmiştir.. Bunları unutun. Asıl şimdi yapacağın hizmet hepsinden önemli olabilir.”
Bir ümit kırıntısıyla tarihi sözünü söyledi:

“P a ş a, P a ş a .. D e v l e t i k u r t a r a b i l i r s i n !”

Mustafa Kemal hayretini gizleyemedi... Acaba Vahidettin benimle samimi mi konuşuyor?
*
Padişah’ın, Mustafa Kemal’in Şişli’deki evinde, ordu komutanları ve askerî yetkililerle yaptığı “gizli toplantılardan” ve niyetinden haberi mi vardı?.. Samsun’a çıktıktan sonra, işgale karşı başlatacağı silahlı direnişi mi öğrenmişti?..

İşgalcileri iknâ etmek için her yolu deneyen Vahidettin, Mustafa Kemal’in deyimi ile, “Yüzüncü derecedeki insanlarla” temastaydı. “Paşa, Paşa, devleti kurtarabilirsin!” derken, artık padişahlığını kurtarmaktan vazgeçmiş, yaptıklarından pişman mı olmuştu?.. Aldatıldığını mı anlamıştı?..
*
Çünkü, Mustafa Kemal’in herkesin bildiği “resmî görevi”, Samsun ve çevresindeki azınlıkların ve özellikle Rumlar’ın, İtilâf Devletleri temsilcilerine yaptığı şikâyetleri incelemek ve onları rahat ettirmek için gerekli önlemleri almaktı. Yani, herkes Mustafa Kemal’e, “işgalcilere yardımcı olacak bir görev” verildiğini düşünüyordu. Müfettişlik görevinin özü buydu!.. Padişah, silahlı direnişe kesinlikle karşıydı..

ŞAŞKINLIK TEDİRGİNLİĞE DÖNÜŞMÜŞTÜ

Mustafa Kemal’in şaşkınlığı tedirginliğe dönüşmüştü. İki uç düşünce arasında bocalayan Mustafa Kemal, “bahislere girişmeyi tehlikeli buldu.” Daha sonraki gelişmeler Padişah’ın bu sözlerle neyi kastettiğini çok net biçimde gösterecekti. Mustafa Kemal, basit yanıtlar vererek, karârı sonraya bıraktı:

“Hakkımdaki teveccüh ve güvene arzı teşekkür ederim. Elimden gelen hizmette kusur etmeyeceğime emniyet buyurunuz
“Eminim.”
“Merak buyurmayın efendimiz. Noktai nazarı şâhanenizi (yüksek görüşünüzü) anladım. İrade-i seniyeniz (ferman, padişah emri) olursa, hemen hareket edeceğim ve bana emir buyurduklarınızı bir an unutmayacağım.”
“Muvaffak ol! ”
*
Padişah’ın huzurundan çıkan Mustafa Kemal, Vahidettin’in “noktai nazarı şâhanesinin” ne olduğunu çözmüştü. Daha sonra bir yakınına bunu şöyle anlatacaktı:

“Padişah demek istiyordu ki, hiçbir kuvvetimiz yoktur. Tek dayanağımız, İstanbul’a hâkim olanların siyâsetine uymaktır. Benim memuriyetim, onların şikâyet ettikleri meseleleri halletmektir. Eğer onları memnun edebilirsem ve bu siyâsete karşı gelen Türkler’i takip edersem, Padişahın arzularını yerine getirmiş olacaktım.”
*
Adım adım işgal edilen Türkiye’nin hükümdârı, “devleti kurtarmak” olarak, “işgale direnmemeyi, işgalcilere hizmet etmeyi ve vatanı kurtarmak için silahlı direniş başlatacak Türkler’i engellemeyi” anlıyordu.

“Paşa, Paşa.. Devleti kurtarabilirsin” sözünün anlamı buydu.
Padişaha göre, Mustafa Kemal bunları yaparsa “muvaffak olacaktı!..”
*
Kurtuluşun, İstiklalin 101. Yılı kutlu olsun.

NOT: Gazete köşe yazılarında kaynak yayınlama uygulaması ne yazık ki yok. Bu yazdıklarımın her satırının kaynağı “İşgal ve Direniş” adlı kitabımda mevcuttur.
*
(Yeniçağ, 18.05.2020, pt.)
   
Arkadasima Gonder  Yazdir
 Puanla :
 Puan Durum :
  Düşünce / Yorum
Henüz gönderilmiş Yorum / Düşünce kaydı yoktur.
Düşünce / Yorum Yaz
  Diger Yazilari (Son 15 Yazi)
 06.07.2020 ÖZNE İLE NESNEYİ AYIRT EDEMEMEK!
 06.07.2020 ATATÜRK’Ü KİMSE UMURSAMADI
 29.06.2020 “ATATÜRK YANLIŞ YERE DEFNEDİLDİ!”
 28.06.2020 KILIÇLA İSTANBUL’U, TABLOYLA GÖNÜLLERİ FETHETMEK
 22.06.2020 AYASOFYA VE ATATÜRK’ÜN İMZASI GERÇEĞİ
 14.06.2020 OTORİTE VE MEDYA ÇATIŞMASI
 14.06.2020 MUHAMMED ALİ’NİN MANİFESTOSU
 08.06.2020 KUTSALLARI “NESNELEŞTİRMEK”
 31.05.2020 MUSTAFA KEMAL’İN ÇEKTİĞİ ACI
 03.05.2020 DENİZLER
 26.04.2020 “VİCDANSIZ BİR NESNE”® OLARAK İNSAN
 19.04.2020 “TIKAYICI BİR SORU”®
 06.04.2020 BÜYÜSÜ BOZULAN DÜNYA
 30.03.2020 Kültürel Irkçılık: YAŞ AYRIMCILIĞI
 28.03.2020 “Demo-faşist”® BİR VİRÜSÜN SİYASAL YAPISI
  17.04.2020 23:39:00
yusuf İNAN
SAYIN VEKİLİM ZEYNEL EMRE BEY KADINA YÖNELİK ŞİDDETİN ART...

15.04.2020 13:42:00
Sibel gunaydın
Hulki Bey merhaba, endüstri devrimi ile beraber oluşan iş...

14.04.2020 23:16:00
İsmail Demirtaş
Sayın Hocam Merhaba 1996-1997-1998 Yıllarında (yılını ta...

10.04.2020 23:53:00
Hikmet Kul
Sosyal mesafe ve bireysel izolasyon diye haftalardır bağı...

08.02.2020 14:08:00
Kenan Koraltan
Sevgili Cevizoğlu eski Cumhuriyet dönemi denizcilik bakan...

08.02.2020 01:04:00
Muzaffer BAŞ
Merhaba. Belki ben yeterince takipçi olamadım ama progra...

08.02.2020 00:51:00
İsim vermek istemiyorum
Hulki bey, cockpltte kuleyle konuşan kaptan ise uçağı uçu...

08.02.2020 00:47:00
İlker Keskin
Programı ilgiyle izliyorum. Övgün Ahmet hocama Jeofizik m...

08.02.2020 00:41:00
seyfettin sönmez
Sayın Hulki Cevizoğlu, Uçak kazası ile ilgili olarak b...

08.02.2020 00:34:00
HAKKI YALCIN
Kusura bakmayın, tweet atamadım. Youtube ve benzeri sitel...

 
 Site Ici Hizli Arama
 

  İletişim Kulübü
E-Posta :
Şifre :
    Beni Hatırla
   

  Yeni Kayıt  Şifremi Unuttum

 
Gizlilik SözleşmesiTelif Bilgisi
Son Güncelleme : 9 Temmuz 2020 Perşembe
Tüm Hakları Ceviz Kabuğu'na aittir 1994-2020 © İzinsiz alıntı yapılamaz.
Tasarım & Kod : GDTC